Şizofreni

Genellikle 20 li yaşlarda başlayan, hezeyanların ve halüsinasyonların bulunduğu, düşünce içeriğinin fakirleştiği, iletişim sorunlarının ortaya çıktığı, içe çekilmenin yaşandığı bir bozukluktur. Toplumda görülme sıklığı % 1 olarak saptanmıştır. Hastalık yüzyıllardır insanları etkilemektedir ve 1950 lilerde bulunan ilaç tedavilerinin yardımı ile önemli bir yol alınmıştır.
Hastalık ilk olarak şiddetli bir şekilde şüphecilik, takip edilme düşünceleri, insanların kendisine zarar vereceği düşünceleri, kendisine emir veren sesler, zihninde sürekli konuşmalar, görüntüler şeklinde başlayacağı gibi içe kapanma, sessizlik , isteksizlik, takıntılar şeklinde de yavaş ve başka bozuklukları düşündürecek şekilde de başlayabilir. Bu açıdan belirtilerin takibi ve süresi önemlidir. Hastalık seyrinde akut alevlenme dediğimiz belirtilerin şiddetlendiği dönemler yaşanabilir. Kişinin işlevselliğinin önemli derecede etkilendiği bir bozukluk olan şizofreni kronik bir rahatsızlıktır.
Tedavide en önemli nokta hastalığın kişi tarafından kabulüdür. Hastalık ret edildiği zaman tedavi şansı düşüktür ve aile bireylerini zorlu bir süreç bekler. Hastalığın ilk dönemlerinde tedavi verildikten sonra hastalıkla ilgili kabul oluşması, hasta hekim ilişkisinin sağlıklı bir şekilde kurulması önemlidir. Belirtilerin şiddetli olduğu dönemlerde veya tedavi olmak istemeyen hastalarda hastaneye yatırılarak tedavi gerekebilir. Fakat iyilik dönemlerinde düzenli ilaç kullanımı ve muayene hastalığın gidişatı açısından önemlidir. Aile bireyleri de hastalığı tanımalı ve sürece katkıda bulunarak tedaviye katılmalıdırlar. Destek sistemlerinin hastalığın gidişatı konusunda olumlu katkısı yadsınamaz. Bu açıdan aile , iş , arkadaş, kendi ile geçirdiği zamanlar açısından desteklenmesi tedaviden gördüğü faydayı artıracaktır.

Yorum Ekle

Eposta adresiniz yayınlanmayacak. Zorunlu alanlar *